top of page

Frekansın Evrensel Yansımaları: Maddeden Bilince, Şifalandırmadan İlişkilere (Theta healing)


Öncelikle Frekans Nedir Neye Denir? Maddeden bilince ilişkiler ve theta healing tarzı uygulamalar



Bir dağlanın belirli bir zaman dilimi içerisindeki tekrarlanma sıklığına frekans denir. ve herrz birimi ile ölçülür..her türlü maddenin titreşimi vardır ve titreşen her şeyin bir frekansı vardır.

İnsan bedenindeki her hücrenin kendine göre doğal frekansı vardır . Aynı şekilde her hasatlığın her bakterinin her virusun de kendine has doğal frekansı vardır.

Bedendeki her hücreyi kendi doğal frekansına döndürmek, bedeni sağlığa kavuşturur … Bedenin frekansı ile uyumlu olmayan dalga boyları ise hastalığa neden olur.

Sadece maddi somut şeylerin değil , duyguların düşüncelerin isteklerin, ilişkilerin filmlerin kitapların toplumsal konuların düşüncemizin, bilincimizin de frekansı vardır…

Şifalandırma ise şifalandırcının kendi beyin çalışma frekansını rahatsızlığa şifa olabilecek frekansda çalıştırmasıyla gerçekleşir.

Bu kısa bilgiden sonra öncelikle maddelerin somut nesnele varlıkların titreşiminden frekansından ele almak istiyorum .

Eskilerin eşyanın hakikati nedir diye sorguladıkları bir olgudan bahsetmek istiyorum. Eşyanın hakikati diyerek; aslında madde ve somut nesnel her cismin arka planında yatan manevi ve enerji boyutu kastedilmektedir.

Madde ve düşünce dünyamız arasındaki ilişkinin yanı sıra maddenin kendine ait bir mana alemi olduğu ile ilgilidir. Bunun bu denli önemi, kuranda ALLAH ademe eşyanın isimlerini öğretti. Ayetininde konusu olduğundan eski alimler bu konunun üzerinde oldukça durmuştur. .

Frekans, bir olayın veya bir dalganın belirli bir zaman dilimi içindeki tekrarlanma sıklığını ifade eder. Frekans genellikle "hertz" (Hz) birimiyle ölçülür. Örneğin, bir ses dalgasının frekansı, sesin titreşimlerinin saniyedeki tekrar sayısını temsil eder. Elektromanyetik spektrumda da farklı frekans aralıkları bulunur, örneğin radyo dalgaları, mikrodalgalar, görünür ışık, ultraviyole ışınlar, X-ışınları ve gamma ışınları gibi.


Bahsettiğiniz gibi, her şeyin titreşimi ve dolayısıyla bir frekansı vardır. İnsan bedenindeki hücrelerin ve diğer canlıların da kendi doğal frekansları vardır. Vücuttaki hücrelerin sağlığını korumak ve iyileştirmek için, bedenin frekansının uyumlu olduğu dalgaların kullanıldığı bazı terapötik yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler, bedendeki hücreleri uygun frekanslara dönüştürerek sağlığı desteklemeyi amaçlar.


Ayrıca, sadece maddi nesnelerin değil, düşüncelerin, duyguların, ilişkilerin ve diğer soyut kavramların da bir frekansı olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu, metafizik veya spiritüel bir bakış açısıyla ele alınabilir. Bazı inanç sistemlerine göre, düşüncelerimiz ve duygularımız belirli frekanslarda rezonansa girer ve bu frekanslar enerji veya titreşimler yoluyla evrene yayılır. Bu durumda, pozitif düşünce ve duyguların daha yüksek frekanslara sahip olduğu ve negatif düşünce ve duyguların daha düşük frekanslara sahip olduğu düşünülür.


Şifalandırma veya iyileştirme süreçleri, bazı terapötik uygulamalarla birlikte düşünce ve duyguların frekansını etkileyerek gerçekleştirildiğini belirtiyorsunuz. Bu tür uygulamalar, bir şifacının kendi beyin çalışma frekansını rahatsızlığa şifa olabilecek frekansda ayarlamasını içerebilir. Bu, titiz bir çalışma ve uzmanlık gerektiren bir alandır ve bilimsel açıdan daha fazla araştırma ve kanıt gerektirmektedir.


Son olarak, madde ve somut nesnelerin arka planında bir manevi ve enerji boyutu olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu, felsefi veya dini bir bakış açısıyla ele alınabilir. Her ne kadar bu konuda farklı inanç ve felsefi sistemler farklı görüşlere sahip olsa da, bazıları madde ve enerjinin birbirine bağlı olduğunu ve evrenin daha derin bir düzeyde anlaşılması gerektiğini düşünür. Kur'an veya diğer kutsal metinlerde bu konuyla ilgili ifadeler bulunabilir, ancak yorumlama ve anlamlandırma süreçleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir.


Özellikle bizim jenarasyonlar hatırlar!

Orta okul derslerinde madde nedir denildiğinde fen bilgisi hocası şöyle cevaplardı…

Kütlesi ve hacmi olan her şey maddedir.

Peki bu madde nin kaç hali vardır.

Katı sıvı gaz

Mekanik açıdan bu bilgi doğru olsada Günümüze gelindiğinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki.. Maddenin birde enerji hali vardır…

Son dönemde yapılan bir çok araştırmalar , bir nesneyi en küçük yapı taşı olarak bildiğiniz atomunu gözlemlediğinizde, atomunda altına inilerek yapılan incelemelerde proton ve nötronların FREKANS denilen belli aralıklarla atom çekirdeğinin etrafında değişik şekilde hareket ettiğini , gösterdi…

Bilim, bu alanda dahada ileri bir adım attı. Kuantum fiziğinde ki ilerlemerden sonra yapılan açıklamaları özet olarak aldığınızda, aslında her maddenin tabir yerindeyse değişik titreşim ve frenaslardan oluşan yoğunlaşmış ve bilinçli enerjiler olduğunu ortaya çıktı.

En basit tabirle hepinizin bildiği 2 hidrojen 1 oksijen atomu kombinasyonu suyu oluştururken, bu suya ısı yani enerji verdiğinizde frekans yapısı değişiyor buhar oluşuyor. ısıyı çekip içindeki frekansları yavaşlattığınızda su oluşuyor. Isıyı yani enerjiyi dahada çektiğinizde yani soğuduğunda içindeki frekans ve enerjisel yapı dahada yavaşlıyor ve su sertleşip buz olmaya başlıyor...

Buradan çıkan sonuç şu ki aslında her dokunduğumuz tattığımız var dediğimiz varlık alemindeki her nesne, atom altı incelendiğinde enerjilerin değişik frekanslarda yoğunlaşmaları sonucu su örneğinde olduğu gibi değişim oluşuyor her farklı yoğunlaşma varlık aleminde farklı bir maddenin oluşumuna sebep oluyor.

Bu konuyu dahada derinleştirip olayın manevi boyutuna inelim...

Önünüzde duran herhangi nesneye, örneğin bir masaya bakın. Şimdi düşünelim, Ne kadar da satıh ve sert duruyor değilmi… O masaya baktığımızda düşündüğümüzde dokunduğumuzda bir etkileşim oluşuyor. Çünkü o masanın hakikati zaten bizim mana alemimizden geldiği için Masa bize hizmet eder hale geliyor...

Şöyle ki,

O masa varlık alemine çıkmadan önce birilerinin mana alemindeydi.

Yani o masayı yapan ustanın hayal ve düşünce aleminde mevcuttu yani enerji aleminde... Unutmayın düşünce de bir enerjidir...

Usta yada masayı tasarlayan kişi o masayı yapmaya ihtiyaç duydu.

Yani insan oğlunun ihtiyaç melekesi aktifleşti.

Sonra bunu nasıl yaparım diye düşündü…

İşte o düşünce ilk düşündüğünde ham bir enerji olarak o ustanın düşünce alemi içinde enerji olarak ALLAH tarafından yaratılır.

Bu noktalarda cenabı hakkın musavvir ; tavsvir eden ve samed ihtiyaca karşılık veren , halik ; unsurları bir araya getirip yaratım yapan ve rahiym gibi bir çok ismi ile tecelli ve südur ediyor.

Bundan dolayı da esmalar yani ALLAH ın isimleri her an her yerde tecelli halindedir.

Ve bir insan kendi içinde bulunduğu durum şart ve yaratım terkibine göre okuyacağı esmalar kişinin frekansında ve enerji akışında değişikliğe sebep olur…

Ama dikkat edin bu rastgele olmamalıdır…

Esmalar konusu için ayrıca bir video yapmayı planlıyorum…

Konuya geri dönecek olursak,

Usta ölçtü biçti çekti uzattı çizdi… Planladı. Ve sonra o masayı yapacak tahta çivi testere gibi unsurları bir araya topladı. Yani başka da bir deyişle cenabı hakkın halik ismi emri açığa çıkmış oldu…

Dikkat ederseniz ne olmuş oluyor.

An be an ustanın hayal alemindeki o enerji yoğunlaşıyor ve mana aleminden maddi aleme doğru yola çıkıyor.

Bu noktada çoğu ulema maddi alem ve mana alemi diye alemleri ikiye ayırıyor.

Aslında ALEM, mana alemi ve maddi alem diye ikiye ayrılmıyor. ikiside aynı iç içe alemler. Sadece enerji ve frekans yoğunlukları farklı… yani Hali hazırda üretilmiş enerji şekil değiştiriyor. Alemlerin kendisi zaten enerjidir.

Bu noktada evrensel bir yasa olan termodinamiğin ikinci kanunu hem maddi alemde hemde manevi alem olarak bildiğimiz yerde karşımıza çıkıyor.

Hiç bir enerji yoktan var edilemez var olan enerji yer değiştirir...

Bu madde çok önemlidir üretilen bu enerji yoktan var edilemez demek; sistem içinde var edilemez. Bu ancak dışardan yaratıcı tarafından var edilip içine konmuş demektir.

İşte biz insanoğluna bu enerjiyi kullanabilme yetisi verilmiş. Bu konuyla ilgili ALLAH kuranda bakara 30 ve 31. İnci ayette Ademe eşayının isimlerin öğrettik diyor. Ve bu eşyanın insan oğlunun kullanım ve üzerinde tasarruf yetkisi verilmesi ile ilgilide biz insanoğlunu halife kıldık deniliyor … Halef ikinci demektir. Halefden kasıt “ kullanabilirsin” asıl yetki bizde diyor …

Konuya geri dönecek olursak olursak, her önümüzdeki somut maddenin atom altı incelendiğinde, gözlemlenen şeyin aslında bir çeşit enerji olduğu bi daha başka bir tabirle enerji bulutu olduğundan bahsetmiştik...

Teknolojinin bu denli gelişmemiş olduğu dönemlerde varlığın aslının bir enerji bulutu olduğuna vurgu yapan bir kişi daha vardır…

Muhiyddin Arabi…

Bu konulara muhiyyddin arabi eski eserlerinde değinmiştir.

Merak eden açıp o eserleri inceleyip içinde kaybolabilir… Siz o eserlerin içinde kaybolmadan önce merak edenlere ve ulemasına dikkat edilmesi gereken bir kaç nokta hakkında bazı bilgiler verelim…

Muhiddin arabi, Derin tefekkür halindeyken Teknik tabirle bilincini kaybetmeden derin meditatif bir hal olan delta frekansında gözlem yapabilen üstün yetekli bir insan.

Hemen hemen kendi yokluğunu yaşadığı yani egosunun sıfıra yakın olduğu bu derin delta frekansında kainatla ilgili gözlemlerini ve sembolik manaları yorumlamadan süzgeçten geçirmeden direk kaleme aldığı için, bu sekr anında her yazdığına muktedir olamamaktadır...

Rüyalardaki sembolik anlatımlar gibi eserlerindeki dili herkesin anlayamayacağını düşündüğünden, eserlerindeki anlatımlarının yoruma ve izaha muhtaç olduğunu bildiği için ” bizi bilmeyen kitaplarımızı okumasın demiştir…

Eserlerinde dikkat edilmesi gereken bi unsur vardır ki “Herşey O değil, Herşey ondandır “ konusu…

Bi çok insan günümüzde bile bu konunun içinden çıkamamıştır...

Muhiddin arabi, la mevcude illa hu ( yani mevcut yoktur ALLAH vardır.) derken ALLAH namına kainatı inkar etmiş, herşeyi bir gölge hükmüne getirmiştir.

Fakat onun eserlerini kuranı mizan almadan okuyanlar ise toprak ana, evren gibi isimler takarak , mevcudatı tanrı edinip tabiat namına ALLAH ı inkar ediyorlar. Sonrada iş, tabiatı tanrı edinmeye ve her şey kendiliğinden oldu demeye gidiyor. Bu durum imani zaaf oluşturuyor.

Diğer taraftan Mevcut yani kainatta vardır. yani “la mevcude” değildir... Çünkü İnsanın açlığı ve enerji ihtiyacı gayet bariz gerçektir ve Rezzak isimine işaret eder… Mevcudat enerjide olsa vardır. Zira Rezzak ismi şerifi doğrudan zatı vacibul vücuda varlığına işaret eder. Rızık maddi manevi her türlü enerji ihtiyacını ifade eder. Yukarıdada bahsettiğimiz gibi sistem içinde enerji üretilmiyor… Enerji yer değiştiriyor. Ancak sisteme dışardan enerji verilmesi yani Rezzak ismi tecellisi yokdan var eden yaradanın işidir.

Varlık varlığını ancak hay ve kayyum olan ALLAH ın varlığı ile sürdürebilir.. Allah allamül guyubdur. Ganiyyun hamiddir, Alemlerden müstağnidir ve aynı zamanda ALLAH yerin göğün nurudur... O her yerdedir ama her yer o değildir…

Vahdetil vücut konusu geniş bir konu bu konuya kısaca değinmemin sebebi burçlar ve esmalar konusunun menşeini anlatmak içindi esmaların tecelli ve sudur sisteminin ana mantalitesini mincikte olsa anlatmaya çalıştım …Unutmayın ki anlattığım bu kısmı ehli ve uleması içindi. lütfen kafanız karışmasın…

Konuya geri dönecek olursak maddeyi incelediğimizde Kısaca madde yoğunlaşmış bir enerjidir.

Bu yoğunlaşma ilgili maddenin etrafında dönen atom altı enerjlerinin dönüş hızlarına göre oluşur. Bu dönüş hızlarına hatırlarsanız frekans deniyordu.

Burada ilginç bir kelime vardır …

DÖNÜŞ …

Dünya döner. Ay ,güneş ,döner, kabe’de insanlar dönerek tavaf eder. Mevlana dönerek insanlara bişey anlatmaya çalışır…

Önceki videolar zerrede ne varsa küredede o var demiştik

İşte o atomun etrafını tavaf eden nötronlar protonlar belli bir for next dögüsü ile dönerler.

Bu döngünün hız şekil ve şiddetine frekans denir. Dönen herşeyin bir dönüş frekansı vardır.

Ne demiştik dünya dönüyor. Dünyanın da dönüş frekansı vardır. Hatta dünyanın dönüş frekansına shounman frekansı denir.

Dünya dönerken bir ses çıkartır ama insan kulağı bu sesi frekansından dolayı duymaz…

Kuranda Mülk suresinin 5. Ayetinde de biz yakın göğü ziynetlerle süsledik ve şeytanları azaplı bir ateş le taşladık der…

bu ayette geçen semavat kelimesinin tedebbür manası insanın düşünce dünyası demektir.

Yani gökte olanlar insanın düşünce dünyasında oluşmaktadır.

Hatta çok ilginç bir şekilde uzaydaki galaksi sistemlerine ait görüntüler ve beyindeki sinaps

ağları birbirerinin aynıdır sizce bu fotoğraftaki görüntü sizce rastlantı olabilirmi.?

Frekans ve seslerle ilgili olarak

Dünyanın dönüşü sırasında ve diğer gezgenelerin dönüşü sırasında oluşan belli aralık herzlerte sesler vardır.

Örneğin dünyamızın dönüşü esnasında oluşan bu atmosferik sesler insan kulağı algılayamaz işte insan kulağının algılayamadığı gezgen aktivitesinden kaynaklı bu seslerden biride şhunman rezonansı denir…

Google dan şhunman rezononansı nedir şeklinde araştırabilirsiniz ayrıca youtube da shunman frekansı yazarsanız o frekansın sesi olduğu idda edilen ses dalgaları bulabilirsiniz…

shunman rezonansında kullanılan bu sesi bazı dizi film oyuncalarının nazardan cinden şeytandan korunmak için bu ses dalgasını kullandıklarını biliyoruz…

Hatırlarsanız yukarıdaki ayette yakın göğün süslendiğini şeytanların azaplı bir ateşle taşladık ifadesini birileri keşfetmiş olsa ki shunman rezonansıının bir koruma kalkanı olduğuna yorumlamışlar kullanıyorlar.

Ancak bu hiçbir işe yaramaz.

Youtube daki shunman rezonansı ve bu şekilde rezonans olduğu idda edilen sesler tamamen başarsız bir kandırmacadan ibarettir …

Çünkü o sesi duyabilseydiniz dünyanın dönüş hızınıda duyardınız. İşte ozaman hep barebar kafayı yer ölürdük bu seslerden bir çığlık yeterdi…

Allah koca kainatı gerçekten çok ince bir çizgide yaratmış…

… Bu sesler sizi korumaz ve sizin bilincinize yada bilinç altınıza etki etmez… Anca kapı gıcırtısı gibi olan bu sesler sizi sinirlendirir...

Çünkü bu sesler sizin bilinç düzeyinizden geçemez. Çünkü sizin yakığın göğünüz yani semavatınız yani düşünce dünyanız korunmaktadır.

Bilinciniz tarafından red edilir taşlanır… Çünkü insanın fıtratı itibari ile kendisini bilinçli olarak açmadığı hiç bi düşünce sistemi ona etki edemez...

Bu yüzden bilincinize etki edebilmek için pazarlama, reklamlar, renkler, gurur, kibir, ve hatta çaresizliğinzden yararlanmak surretiyle oynanan pisikoloji oyunları ile sizin onayınızı açmak için taktikler kullanılır…

Evet frekanslar dedik… her farkındalığın ve her varlığın kendine ait çalıştığı bir frekans aralığı var…

İsanların hayvanların bitkilerin dağların ve taşların…

Bilim adamlarının son dönemlerde yaptıkları araştırmalarda özellikle insan beyninin düşünme eylimi sırasında yaydığı frekansarla ilgili çalışmlar yapmış bu konuda BETA ALFA THETA VE DELTA adında frkanslardan bahsetmektedirler.

Peki bunlar nedir ve bu bilim adamları bulardan bahsetmeden önce biz insanlar bunlardan faydalanabiliyormuyduk...


Cevap evet … evet ama nasıl

Eski alimlerin bu alanda kullandığı bazı deyimler vardır.

Bunlardan sekr hali ve yakaza hali bu deyimlerden bir kaçı dır…

Bazı alimler peygamberimizden çok sonraki dönemlerde yaşamış olmalarına rağmen yakaza halinde onun sohbetlerine katıldıklarını iddia etmişlerdir.

Yaklaşık olarak Fatih sultan Mehmet dönemlerinde yaşamış olan Celalettin suyuti onlardan bitanesidir…

ve kabir azabı ile ilgili hadisler konusunu sıklıkla celalettin suyutinin eserlerini görebilirsiniz…

Ehli sünnetin Mezhep imamlarına göre bu şekilde rüyada yada yakaza halinde alınan bilgiler hüccet yani delil kabul edilmediği için geçersizdir ve batıldır der. Ve suyutiden gelen bilimum kabir azabı konsunu reddeder… ama biz yinede değinelim…

Bu noktada hal ve beyin dalgaları konusuna geri dönecek olursak

BETA FREKANSI

Olarak bilinen frekans kişinin günlük rutin işlerini yaptığı kendisinin hayatta kalma programının bulunduğu frekenas aralığıdır. Kaç kurtul hayatta kal şeklindeki otomatiğe bağlı rutin işlerin döndüğü çalışma frekansına beta frekansı denir… çoğumuz hayatımızı bu frekansta devam ettiririz. Uyanışı gerçekleşmemiş insanlar beta frekansında yaşar.

Peki bu uyanış nasıl olur…

Sekerat anı kişinin , has benliğinden, ben’im dediği vucududa dahil her şeyinden egosonundan ayrılma anıdır… yani son nefes…

Ancak kişi ölmeden öncede egosundan ayrılabilir buna tasavvufda ölmeden önce ölmek denilmektedir… Kuranda ölümle ilgili iki ayrı kelime geçer .

Biri mevt diğeri ise Vefat tır. Ve ikisi aynı tip ölümü ifade etmez. Birisi egosal ölümü ifade ederken diğeri formsal ölümü ifade eder.

Ölüm ise bir son değil bir değişimdir. Doğada da bu böyledir. Ölen canlılar aslında formları değişerek toprağa karışır ayrışır yeri gelir vitamin olur yeri gelir fosfat olur toprağa, canlılığın devamını sağlar… yani enerji formu değişmiştir … Yani termodinamiğin ikinci kanunun daki “var olan enerji yer değiştirir “ ifadesi gerçekleşmiştir.

Bu sekerat anı işlevinin modern adı kişinin beta beyin dalgasından alfa dalgasına geçiş anıdır. Bir nevi uyanıştır. Ölmeden önce ölmek gibidir… Kişi zihin çalışma sistemini geçmiş ve gelecekten şimdiye, şu ana indirgemesi ile çalışır.

ÇÜNKÜ EGO ANDA BARINAMAZ…

hased kin nefret gibi gazap içerikli duygu türleri kişinin sadece egosunda barınabilir.

Ego ingilizcedede önce demektir. Yani kişinin öncesi, Başka bir tabirle geçmişiniz olmasaydı siz kimdiniz?? İnsanın egosu insanın geçmişinden gelir... ego anda barınamadığı için kin nefret haset duygularıda barınamaz AN ilahi olana tesilmişetin olduğu bir hal durumudur..

Bu halin modern adı ALFA FREKANSIDIR

ALFA FREKANSI

Alfa frekansı sizin hayatınızın olması gereken zihninizin ve kalbinizin seslerinin eşit çıktığı bir hal durumudur… Bu halin diğer adı HUŞU halidir kişi bu noktada en olması gereken haldedir. Ve andadır… uyumlu mantıklı makul insan modelidir. Namaz kılınırken huşu içinde kılınmalıdır. Huşu namazdaki o dinginlik halidir… VE modern adıyla alfa halidir.

THETA FREKANSI (Theta Healing)

Birde theta frekansı vardır Dini literatürdeki adı Yakazadır… Yakaza halinde kişi beyin dalgalarını ve frekanslarını yavaşlattığı halde bilincini kaybetmez…

Yani kişi uyku ile uyanıklık halindedir ama bilinçlidir… Kişi bu halde iken bilinçli kalabildiğinde bilinçaltına emir verebilir…

Bilinç altı değişiklikleri yapabilir… Mesela bağımlılıklarınızı bırakmak için sabah uyanır uyanmaz şu cümleleri tekrarlayın diyen kişileri duymuşsunuzdur… Uyanır uyanmaz oluşan bu hal bilinç altınıza komut verebildiğiniz anlardandır. Vermek istediğiniz komutu bir kağıda yazarak ilk uyandığınızda karşınıza gelecek şekilde ayarlarak değişiklikler yapabilirsiniz..

Bu yakaza hali nin modern adı Theta ferkansdır… ancak bunun bir eğitim süreci vardır. Bu hale egosal duygulardan arınmadan inilmemelidir. Yani blokajlardan… Ve sadece basit pozitif cümleleri bilinçaltı algılar. Bilinç altı telkini olarak yada olumlama olarak bahsedilen cümlelerin alayı özelliklede youtube dakiler bilinç altı programlamada çalışmaz Çoğu kaynaktada yanlış verilmiştir...

Örneğin Bilinçaltı için Sigarayı içme ifadesi le sigara iç ifadesi arasında hiç bi fark yotur. İkisinide sigarayı iç şeklinde algılar…

DELTA FREKANSI

Geldik delta frekansına, bu hal durumuna Sekr hali denilir. Sekr hali bir çeşit manevi sarhoşluk olarak tanımlanır… Bu noktada bilinç belli belirsizdir…. Kişi bu durumdayken nevmde yani uykudadır. Bu Halin modern adıda delta frekansıdır… Kişi uykudayken ruhu ilahi boyutta kabz edilir… bunun için zümer suresinin 42. Ayetindeki detaya bakınız…

Zihin yapıları gelişmiş evliyalar uykuda da bilinçlidirler. Delta frekansından bilinçli kalmak kolay bir iş değilidir. … Kişinin uykuda konuşması sekr haline örnektir…

İşte Muhiddin arabinin sekr halinde gördüklerini rüya ve sembol dilini tornadan geçirmeden kaleme alması nedeniyle anlattğı bu sembolik durumlar dan dolayı , ehli sünnete aykırı tabirler bulunduğundan ötürü bizi bilmeyen kitaplarımızı okumasın demiştir…

Astral seyahatdde aşşa yukarı bu bilinç seviyesinde yapılmaktadır. Tarihsel olarak hepinizin bildiği haritası ile meşhur insan denizci Piri reisi hepiniz duymuşsunuzdur. Piri reisin bilincini bu seviyede koruyabildiği ve astral seyahat yaparak gök yüzüne yükselip haritasını çizdiği iddalar arasındadır.. Çünkü o haritada o dönemde henüz keşfedilmemiş bir çok bölge özellikle de amerika kıtasına ait çok ayrıntılı bilgiler ve çizimler mevcuttur…

Bilinç seviyesinde frekanslar arası geçiş yapmanın çeşitli yöntemleri mevcuttur bu yöntemlerden bir taneside demir atma yöntemidir…

Ancak uzun süre eğitimler ve zaman gerekir…

Eskiden dönemlerde yapılan bu eğitimlere ise riyazet denilirdi. Hatta bazı yerlerde nefsi eğitmek adına dekore edilmiş çile haneler bile vardır…

Tabiki delta seviyesi en derin seviye değildir…

Delta seviyelerinin de altlarına inip, kainatın, denizlerin, bitkilerin, dağların, taşların titreştiği frekanslardaki titreşimleri algılayabilen okuyabilen kişilerde vardır.

Bunlara peygamberler ve velayet makamdaki kişilere örnektir… Bir kişinin bu makama çalışarak gelmesi mümkün değildir...

Bu hallerin hiç birinde sürekli kalınamaz. Burada önemli olan bilinç altı seviyesini ve bilinç seviyesini eğitip ehlîleştirmek ve bilinçli farkındalık yaşamadığımız hallerdeki yaşam kalitemizi artırmaktır amaç...

Dolayısıyla bir kişinin sürekli anda kalmak değil. Anda kalmadığı durumlar içinde kendine bir program oluşturması gerekir…

İşte biz bu seviyeye nefsin tezkisyesi diyoruz. Nefsin tezkiyesi nefsi yenmek demek değidir… Başka bir tabirle, nefis benlik islah çalışmaları temizlenmesi… demektir

Bu ıslah çalışmaları esnasında bazı kaynaklarda bitkisel beslenme yada vegan beslenme önerlir. Bu doğru bir yaklaşım değildir… önemli olan gıdanın muhteviyatı ve enerjk yapısıdır…

Yani kısaca et yenmesin denilmesinin sebebi testesterondur… peki testesteron seviyesini yükselten bitkiler yokmudur… elbette vardır ancak Testesteron vücutta kolesterol olmadan tutunamaz. Bunun içinde hayvansal yağ gerekir… Yani siz et yediğinizde yada bitkisel olarak kabak çekirdeği yediğinizde vücut testesteron üretir. Üretilen bu testesteron kişinin cinsel aktivitesini , kas yapısını , pisikolojik olarak asabiyetini ve avlanma ve savaşma iç güdüsünü artırır… bilinç seviyesi beta ya çıkar… Et yemeyen toplumlar savaşma kabiliyetlerini kaybederler … mühim olan dengede olabilmektir…

Bazı Kişiler de nefsin teskiyesinde için girdikleri riyazet esnasında bu durumu kolay aşabilmek adına hayvansal gıda ve yağ tüketmediğinde bu durumu kolayca aşabileceğini düşünür…

Ama durum öyle değildir.

Siz bitkisel olarak da olsa omaga 6 9 yağları ve kabak çekirdeği yada tohumlar çekirdekler gibi çinko üreten gıdalar yediğinizdede testesteron artar ve ve yenilen yağlı tohumlarlada kolestorol tutunur…

Bu o maddelerin ayrıştıktan sonra hayvan yada bitki olmaları değil… Etkileşime girdiklerinde oluşturdukları enerji ile ilgilidir. Yani bitki yiyerek bitkilerin frekansına inilmiyor… neticede kahvede bir bitki… Ancak beyin çalışma hızınızı artırır.

Bu noktada enerji eşleşmesi ve doğru enerji ile etkileşim için en önemli nokta şu ki kuran bizi bakara 173 te hangi gıdaların frekanslarının bizi bozduğunu net bir şekilde anlatıyor…

Bakara 173 de Allah şöyle diyor… O, size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram etmiştir.

Burada aşkire bir durum var ki oda hayvan can verirken o hayvanın gıda ve enerjik yapısında yükledikleri niyetin ne derece önemli olduğu anlatılıyor…

İslamiyette ALLAH adına kesilmemiş bir hayvanın eti yenilmez . Çünkü leşe benzer enerjik yapısı vardır. Enerjisel yapısı bozuk yada ölüdür.

Bu konu kuranda ehli kitabın yani bir hıristiyan yada yahudinin kestiği et yenilirken bir hindunun yada ateistin kestiği et yenilmez. Şafi mezhebine göre bu durum bilinmiyorsa yani eti kesen kişinin meşrebi bilinmiyorsa yine yenilmez hanefiye göre ise kasten unutulmadıysa besmele çekilip yenilmeye devam edilebilir.. .

Görüldüğü üzere bu iki mezhep imamıda olaya yüklenen niyetle ilgilenmiştir…

Ayrıca bu Hindular kendileri test etmiş olsalarki kendi kestikleri hayvanları yiyince pek olumlu sonuçlarla karşılaşmamışlar demekki. Düşünsenize hem öküze tap hemde sonra kes ye… havan demez mi bu ne biçim muamele diye…

Yukarıdaki mevzuları anlatmamın sebebi spritüelizmi merak eden insanlar için bir giriş kaynağı olmasıydı…

Evet bir masadan çıktık yola masaya dan çıktık yola nerelere geldik … Masa varlık aleminde somutlaşmıştır..

Konunun çok uzayabilecek bir konu kafanıza takılan yerleri yorumlarda sorabilirsiniz…


Astrolog Arif

6 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Sirrius Yıldızı Ve Dogon Kabilesi

Sirrius Yıldızı Ve Dogon Kabilesi Mali Cumhuriyeti'nde yaşayan Dogon yerlilerinin mitolojisinde Sirius yıldız sisteminden Dünya gezegenine "gönderilenler"i ifade eden bir terimdir. Nommo'nun gemisi te

GNOSTİSİZM

GNOSTİSİZM Gnostisizm, eski Mısır ezoterizmini, eski Yunan ezoterizmini (Platon, Pisagor), İbrani tradisyonlarını, Zerdüştçülüğü, bazı Doğu geleneklerini ve dinlerini, Hıristiyanlığı eklektik bir tutu

Comentários


bottom of page